fbpx

TARTIŞIYORUZ – Suskunluktan Beslenen Sorun

By | 7 Kasım 2020| 0 Comments

Güzel hayatlarından koparılan birçok can sayabilirim size. Henüz üniversite öğrencisi olan, yeni anne olan, yeni bir girişimde bulunan ve daha nicesi. Bizler her duyduğumuzda kalbimizin bir parçası eksiliyor sanki. Bir kız kardeşimizi daha kaybediyoruz. Şiddet gören bir kız kardeşimiz varsa onun sesi oluyoruz, el uzatıyoruz. Böyle de olmalı zaten, bir olmalıyız, birlik olmalıyız. Çünkü; biliyoruz ki bir gün bizim başımıza geldiğinde asla yalnız kalmak istemeyiz. Etrafta sesimizi duyuracak bakışlar ararız. İşte bu yüzden birlik olmaya devam etmeliyiz.

Şiddet, her toplumda, her dönemde var olan ve bugün de olagelen bir sosyal olgudur. Tanımlamaya kalktığımızda ilk aklımıza gelen fiziksel olsa da, şiddetin psikolojik, ekonomik, cinsel, sözel gibi pek çok değişik türü vardır.

Şiddet vakalarının birçoğunda şiddeti uygulayanın, şiddete uğrayanın yakın çevresinden olduğu görülüyor. Kadına yönelik şiddete bakacak olursak, genellikle karşı cinsin kadına uyguladığı şiddet vakalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Genellikle bahanesi, şiddeti uygulayan kişinin kendi içinde dizginleyemediği yoğun duygular olarak dile geliyor.  Şiddet uygulayan birey, öfke duygusuyla baş edemediği, bunu sağlıklı şekilde dışa vuramadığı için şiddetin değişik türlerine başvuruyor. Bu kişiler bazen eş, bazen baba, kardeş ya da yakın akraba olabiliyor. Toplumsal cinsiyet kodları, erkeklik kodlarının “erk” üzerinden üretilmesi ve iktidar istekleri, kadınlara yönelik şiddetin ortaya çıkmasına neden oluyor. Kadına yönelik şiddet girişiminde bulunan kişinin, otoritesini kullanarak zarar verme eğilimiyle, kadını belli görevlerle eve bağlayıp sosyal hayattan uzaklaştırdığını ve kendisine bağımlı hale getirdiğini de sık sık görüyoruz.

Oranlara göz atmak gerekirse; ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı %36.  Yaşamının herhangi bir döneminde duygusal şiddet yaşayan kadınların oranı %44.  yaşamının herhangi bir döneminde cinsel şiddete maruz kalan kadınların oranı %12. en az bir kez fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalmış kadınlardan eğitimi olmayanların oranı %43, lisans ve lisansüstü üzeri düzeyde eğitimli olanların oranı %21.  Bu oranın bundan daha fazla olduğunu, eğitimli, kadının şiddete uğradığını söylemeye utandığı için oranın düşük çıktığını belirten çalışmalar da var.

Güzel hayatlarından koparılan birçok can sayabilirim size. Henüz üniversite öğrencisi olan, yeni anne olan, yeni bir girişimde bulunan ve daha nicesi. Bizler her duyduğumuzda kalbimizin bir parçası eksiliyor sanki. Bir kız kardeşimizi daha kaybediyoruz. Şiddet gören bir kız kardeşimiz varsa onun sesi oluyoruz, el uzatıyoruz. Böyle de olmalı zaten, bir olmalıyız, birlik olmalıyız. Çünkü; biliyoruz ki bir gün bizim başımıza geldiğinde asla yalnız kalmak istemeyiz. Etrafta sesimizi duyuracak bakışlar ararız. İşte bu yüzden birlik olmaya devam etmeliyiz.

Ülkemizde son dönemde sıkça yaşanan bu utanç verici olay tartışmasız suskunluktan besleniyor. Şiddet görüyoruz, çocuklarımızı düşünüp susuyoruz, her insan hata yapar diyoruz, susuyoruz, aman ailem dağılmasın diyoruz, susuyoruz…. Hep susturulan biz oluyoruz; bizim hayallerimiz, duygularımız, düşüncelerimiz, yaşama hevesimiz susturuluyor.

Toplumda farkındalık yaratmak önemlidir. Bu nedenle daha önce sevgili Seda Ündeyici’nin yazdığı Siyah nokta uygulamasını söylemeden geçemeyeceğim. Eğer şiddet görüyorsanız elinizin ya da yüzünüzün görünür bir yerine siyah bir nokta yapın. Bu birlikte olduğum kişi tarafından şiddet görüyorum. Bana yardım edin anlamına gelir.

Siz de eğer bir kadında siyah nokta görürseniz hemen polise, şiddet ihbar hattına haber verin.

Şiddetin her türlüsünden uzak, sevgi dolu günler dilerim.

Yorum Yapabilirsin

Your email address will not be published.