fbpx

Cumhuriyetin ilk 6 yılı İstiklal Marşı farklı bir besteyle söyleniyordu!

By | 23 Kasım 2020| 0 Comments

Bir ülke düşünün Anadolu’daki savaş iyice kızışmış, Cumhuriyeti ilan edeceksiniz büyük bir devrim söz konusu ve ülkede herkes topyekün bir mücadele içerisinde. Bir yandan Büyük Taarruz başlamış Yunanlılar Anadoludan püskürtülmüş ve Mustafa Kemal Paşa o meşhur emrini veriyor “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!”

Tam da o zamanlar başlıyor Milli Marşımızın oluşumu.

Kurtuluş ruhunu anlatan şiir tamamdı. Ancak bir şey eksikti. Şiirin bestesi…

Takvimler 12 Mart 1921’i gösterdiğinde, Mustafa Kemal’in başkanlığını yaptığı bir meclis oturumunda şiirler seçildi. Mehmet Akif’in şiirini Hamdullah Suphi Bey okudu. Şiir, salonda bulunan herkeste büyük bir coşku yarattı. 724 şiir arasından ön elemeyi geçen diğer 7 şiirin okunmasına gerek kalmadı…..

Mehmet Akif’in şiirinin bestelenmesi ülke savaşta olduğu için iki yıl ertelendi. Daha sonra en iyi besteyi seçmek için bir yarışma açıldı ve yarışmaya sadece 24 kişi katıldı. Beste yarışması güfte kadar ilgi görmedi bu da bize memleketin o zamanki musiki durumu hakkında da bilgi veriyor.

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.”

Yarışmada bu durumun oluşmasında ülkenin savaşta olmasının büyük payı var tabii ki. Buna rağmen bestekarlar faaliyetten geri durmamışlar yaşadıkları yerlerde kendi bestelerini yaymaya çalışmışlar.

Bu durum birkaç yıl böyle devam etmiş ve 1924’te Ankara’da maarif vekaletinde toplanan bir kurul, Ali Rıfat Çağatay‘ın marşını resmi marş olarak kabul ederek İstiklal Marşının ilk bestesi kabul edilmiş oldu ve ilgili kurullar ile bütün okullara bildirildi.

Ali Rıfat Çağatay önce Şart Cemiyeti’ni, sonra Türk Musikisi Ocağı’nı kurdu ve yönetti. Sayısız öğrenci yetiştiren eğitimci Çağatay, geleneksel Türk müziğini Batılı yazım teknikleriyle yeniledi. Bestelerini bu tanımlara uygun olarak yaptı. Beste hem Osmanlı hemde batı tarzını yansıtıyor biraz daha harmanlanmış bir müzik tarzı şeklinde. Bunda Hilafetin aynı dönem kaldırılmış olması toplum tarafından daha kabul edilebilir bir beste yapma ihtiyacı doğurmuş gibi duruyor.

Dinlemek için;

Bu marş, 1924’ten 1930 yıllarına kadar söylenip çalındıktan sonra 1930 sıralarında yeni bir emirle Riyaseti Cumhur Orkestrası şefi Zeki Üngör’ün bestesi milli marş bestesi olarak kabul edilmiştir.

Yarışma seçici kurulu tarafından Osman Zeki Bey’in eseri beşinci seçilirken; Ali Rıfat Bey’in alaturka usuldeki bestesi birinci seçildi. Ancak 1930 yılında Maarif Bakanlığı’nın resmii kurumlara gönderdiği bir genelge ile uygulamada değişiklik yapıldı ve o güne kadar Ali Rıfat Bey’in bestesi ile seslendirilen güfte; Osman Zeki Bey’in batı tarzı bestesi ile seslendirilmeye başladı; devletin resmi marşı haline geldi.

Osmanlı sarayında ilk Türk kemancısı olarak yetiştirilmiş olan müzisyen birçok klasik batı müziği bestecisinin keman konçertolarını Türkiye’de çalan ilk Türk kemancıdır.

Dinlemek için;

Biz şuan ki bestemizin daha iyi olduğunu düşünüyoruz.
Peki, sizin bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Bu yazımızda sizlere İstiklal Marşı’nın bestesinin hikayesini anlattık. Keyifle okuyacağınız yazılarımızla sizilerle paylaşmaya devam edeceğiz. Sizde bloglarımızda yazılarınız yer almasını istiyorsanız bizimle paylaşabilirsiniz.

[email protected]

Yorum Yapabilirsin

Your email address will not be published.